Hikâye aslında kardeşim Orhan Ortaç ile beraber Romanya’nın Karpat Dağları’ndan geçen Transfăgărășan ve Transalpina geçitlerini aşma motivasyonu olarak başlıyor. Fakat rotamız Bulgaristan’da Idilevo, Pamporovo, Shipka geçidi, Plovdiv ve Yunanistan’da Dedeağaç olarak gerçekleşiyor.
Nasıl mı?
Yolda anlatırım, haydi gazlayalım artık…
12 Eylül 2026, Cumartesi
Sabah saat 05:00 de Kocaeli’de kontağı çeviriyorum ve 06:45’te Kuzey Marmara Otoyolu (O7) üzerindeki Yavuz Sultan Selim köprüsüne yakın Opet yakıt istasyonunda Orhan ile buluşuyorum.

Her uzun seyahat öncesi olduğu gibi heyecandan yine derin bir uyku çekemeden yola koyulduğumuzdan dolayı biraz sersemlik, biraz neşe…
Doluyuz işte…
Buraya kadar ilerlediysek gerisi kolay dedik 🙂
Yazımızın başlığında Bulgaristan yazsa da Orhan’ın vizesi henüz yeni olduğundan ilk yurt dışına çıkış ve giriş işlemlerini Yunanistan’dan gerçekleştirmek durumundaydık, o sebeple istikamet Yunanistan.
Sonbahar serinliğinde parlak güzel bir havada Pazarkuke-Kestanelik sınır kapılarından Yunanistan’a giriş yaptık. Mevsim itibarı ile sakindi, toplam 45 dakika sürdü.
Kestanelik’te sınıra yakın bir kafeye oturup kahve molası verdik. Sarıyer kökenli Havva hanım tarafından işletilen cici mekanda bizden başka altı Türk motorcu daha vardı. Filibe’ye yola çıktıklarını ancak hava raporu yağış gösterdiği için Selanik’e doğru yöneldiklerini söylediler, kısa bir sohbet sonrası ayrılıp devam ettiler.

Kahvelerimizi içip, havanın ısınmasından dolayı giysilerimizi azaltıp, tekrar yola koyulduk. Yarım saat sonra Makaza – Nimfea kapılarından Bulgaristan’a geçişimizi yapıp ilk durağımız olan Idilevo’daki Motocamp Bulgaria‘ya doğru sürüşe geçtik.
İstikamet Yeni Zağra üzeri Tırnova ve Idilevo.

Bilgi:
https://en.wikipedia.org/wiki/Zhrebchevo_Reservoir
Bir süre yakıt istasyonu göremedik ve hafiften tedirgin olduk ama Yeni Zağra’da benzin depolarımızı doldurduk. Bu esnada saat 15:00 civarı olmuştu ve midelerimiz açlık sinyalleri yollamaya başlamıştı.
Yemek için kafamıza uyan bir mekan bulamadık, ilerlemeye devam ettik. Yarım saat sonra Gurkovo yakınlarında bir benzin istasyonu kenarında fast-food ürünleriyle hizmet veren bir mekan gözümüze çarptı. Menü ve kalite gayet iyiydi, ertesi sabaha kadar yetecek şekilde midelerimizi doyurduk.
Bizim yolculuk kuralımızdır; “bulunca ye“.
Tırnova’ya doğru trafik akışı hızlandı, tempolu sürüşe uyduk.

25 Mayıs 2019’da sevgili Özgür Daldaban ile beraber konakladığımız kamp işletmesine varıyoruz. İlk bakışta her şey aynı görünüyor, biraz daha düzenli olmuş o kadar. Kampın sahibi Ivo karşılıyor bizi. “Az evvel bir oda boşaldı, oraya geçin” dedi, biz de uzatmadık, ıslak ıslak çadır kuracak halimiz kalmadı açıkçası. Denk düştü.
Bu kamp motosikletli gezginlere hitap ediyor. Biz oradayken İngiltere’den, Avustralya’dan, Almanya’dan, Romanya’dan ziyaretçileri vardı. Avrupa’da bilinen bir yer. Seyahat esnasında yağ-lastik-akü vs ihtiyaçlarınız da buradan temin edip, dinlenebiliyorsunuz. Adresi;
https://motosapiens.org/motocamp
Odaya yerleşince kıyafetlerimi çıkarırken fark ettim ki, yağmurluğumun son kullanım süresi dolmuş, içim dışım sırılsıklam olmuş. Yola devam etmek için yeni bir yağmurluğa ihtiyacım olduğu açık, lakin yarın günlerden Pazar
Demek ki pazartesiye kadar yenisini bulma şansım yok ve bu şekilde ilerlemek yağmur olasılığını düşününce riskli olacak görünüyordu. Yol-zaman planını buna göre revize etmek gerekecek.

Peki Orhan’ın durumu ne acaba?
Neden bu soruyu soruyorum, çünkü son aylardaki yoğun çalışma temposu bedensel ve zihinsel yorgunluğunu artırmıştı. Üstelik en son 14 ay önce motosiklet kullanmıştı. Gündelik yaşantısında haftanın pek çok günü scooter sürüyor olsa da, motosikletin dinamikleri farklı. Hele de yüklü vaziyette uzun yol şartlarında.
Planladığımız rota hakkında biraz tereddütlerimiz oluştu ve bu çok normal.
Durumu ve şartları değerlendirip geriye dönüş takvimini de zorlamamak için Romanya’dan vazgeçtik. Günlerce rota çalışıp hazırlanmamıza rağmen yeni rota oluşturmak ve adapte olmak bizi üzmedi, hatta hoşumuza bile gitti. Ülkemize yakın ama bilmediğimiz yerleri keşfetmek açıkçası heyecanlandırdı bizi.
13 Eylül 2026, Pazar




Sabah hava yükselmişti, ışıl ışıl bir Pazar günü bizi bekliyordu. Madem ki bir gün daha burada kalacağız, sakin bir gün geçirip biraz da etrafı keşfetmek iyi olacaktı. Hele bir de yöresel yemek bulma ihtimali bizi daha da gülümsetti.
Yaklaşık 16 km batımızda Sevliovo şehri var. Küçük bir yer. Parkları, sokak mobilyaları, köprüleri, heykelleri, trafiğe kapalı yürüyüş alanları, genel temizliği ile Balkanlarda olduğunuzu hissediyorsunuz.
Düzenli, derli toplu. İlk işimiz bir gün sonrası için benzin ikmali oldu. Sonrasında biraz kent gezisi, yerel öğlen yemeği ve kahve molası.



Esnaftan ve çevreden güler yüz gördük, rahat ettik. Buralar Osmanlı zamanı Türk bölgesi. Dolaşırken camiler, Müslüman mezarlıkları, geleneksel Türk mimarisi karşımıza çıkıyor.
Biz her ne kadar turistik gezi yapsak da, geçmişinde türlü acılar sakladığını biliyoruz, o ayrı.
Günümüzü sakin şekilde tamamlamış olduk.

14 Eylül 2026, Pazartesi
14 Eylül sabahı Pomporovo’ya doğru yola çıktık. “Sanço ve Arkadaşları” kanalında Sinan Özgen‘in anlattığı yerleri görelim dedik. Güzel bir kanal, faydalı bilgiler bulabiliyorum, tavsiye ederim.
Bilgi;
Sonu Gelmeyen Darlık Yapmışlar; Eylül’de Bulgaristan
Yolumuz yaklaşık 260 km.
İlk önce tekrar Sevliovo’ya uğrayıp bana yağmurluk almayı planladık, lakin motosiklet ekipmanları satan mağaza açılmadı, epey bekledik, sonrasında yola düştük.
Yıllar evvel Özgür ile beraber geçtiğim Şipka geçidinde bu sefer çok keyif aldım, Ténéré’nin titreşimi burnumdan getirmişti o günü. Üstelik yemek molası vermek istediğimizde ortam çok kalabalıktı ve neredeyse ayaküstü birşeyler yemiştik.
Bu sefer Royal Enfield ile titreşimsiz, akıcı bir tırmanma gerçekleştirdik. Geçidin tabiat güzelliklerini ve viraj sürüşlerinin keyfini çıkarttık.


Dağ havası eşliğinde makul fiyata sulu yemek çeşitleri bulunan bir restoranda yemek yedikten sonra bir de kahve molası ile dinlenme imkanımız oldu.
Geçidi inerek Plovdiv’e (Filibe) yöneldik. Bana yağmurluk bulmak için turladık, iki mekanı gezdik ve ikincinde üst kısım olarak bulduk, alt kısım o esnada ellerinde yoktu, bu da işimizi görür diyerek satın aldık. Plovdiv’de trafik nispeten yoğun ancak yüklü motosikletle olmamıza rağmen en küçük sorun yaşamadan işimizi gördük ve yola devam ettik.
Filibe’den yola çıktıktan bir süre sonra Rodop Dağları‘nı tırmanmaya başladık, kış turizmi için hazırlanmış pürüzlü asfalt, dağ havası, mis kokular bize eşlik etti.


Bu rotayı tavsiye ediyoruz, asfalt kalitesi ve manzaralar çok güzeldi. İleriki dönemde gezinin videosunu hazırladığımızda daha net fark edilecektir.
Kalmaya karar verdiğimiz otel henüz kış sezonu açılmadığı için sakindi, rahat ettik. Odamızı sabah kahvaltısı ve akşam yemeği içinde olarak tercih etmiştik, iyi de yapmışız. Otelin aşçısı Hasan bey Türkiye’den geldiğimizi duyunca daha bir keyifle bizimle ilgilendi.
15 Eylül 2026, Salı
Bugün yolumuza devam etmek istemedik, Rodop Dağları’nın havası ve yemyeşil ortam çok ilgimizi çekti. Konaklama süremize bir gece daha ekledik.
Sabah yürüyüşü sonrasında kayak merkezinin zirvesine çıkıp madenlerle, çöplerle kirletilmemiş, tertemiz dağları, uzakları, doğal manzarayı seyrettik.


İlerleyen saatlerde Pamporovo’nun 12 km aşağısındaki Çepeleri’ye indik. Adını veren nehrin kenarında kurulmuş şehir, bölgeye gereken teknik hizmetlerin de sağlandığı küçük ve bakımlı bir yer. Alışveriş imkanları, teknik servisler, ahşap işleme fabrikası olduğu gibi sosyalleşmek içinde gayet uygun trafiğe kapalı yerleri mevcut.

Yarınki yola hazır olması için benzin ikmalimiz yapıp akşama doğru otele çekildik. Çantalarımızı hazırladık, istirahat ettik, günü kapadık.

16 Eylül 2026, Çarşamba
Artık ufaktan Doğu’ya, ülkemize doğru ilerleyelim ama kamp yapmadan dönmeyelim diye rotamızı Dedeağaç’a çevirdik. Zaten tekrar Yunanistan’a geçip Türkiye’ye giriş yapmamız gerekiyordu. Yolumuzun üzerinde Smolyan var.
Smolyan oldukça büyük ve Bulgaristan’ın en güneyinde bulunan bir kent. İnişli çıkışlı yolları, tiyatroları, pazar yerleri, kitapçıları, hükümet konakları, kimi güzel kimi sosyal konutlu semtleri ile canlı bir merkez. Tarihi M.Ö 2000 yıllarına dayanıyor ve geçmişte 14.yy – 19.yy arası yaklaşık 500 yıl boyunca Osmanlı’ya bağlı kaldığından bizim izlerimiz görülmekte.
Smolyan’da mola vermedik ama daha ileride bir zamanda konaklamalı olarak gelmeyi not ettik.


Bu arada şunu eklemeliyim; Plovdiv-Smolyan arası yol çok güzel. Manzaraları ile, virajları ile, asfalt kalitesi ile tekrar tekrar aşılmaya değer niteliklere sahip. Harika!
Devamında Makaza (Bulgaristan) – Nimfeya (Yunanistan) hudut kapısından geçip, Makri üzeri Dedeağaç’a vardık.
Burada pek çok kez konakladığımız Dedeağaç Belediyesi tarafından işletilen belediye kampını beğenirim. Her daim temizdir, içinde bir kampçının ihtiyacı olabilecek pek çok detay bulunmakta. Temmuz ayında gittiğimde yer bulmakta zorlanmıştım ama bu sefer bomboştu, çok keyifli bir akşam oldu.

2026 deniz sezonunun kapanışını yaptık, sahilde ılık Eylül rüzgarında gün batımını izledik.

17 Eylül 2026, Perşembe
Sabah erken bir saatte toplandık, Dedeağaç’da bir kahve ve börek ile kahvaltımızı yapıp önce Kipi – İpsala hudut geçişine, sonra da evlerimize doğru yol alıp öğlenden sonra “olaysız” vaziyette vardık.


Yolculuğumuz hakkında bilgiler, fikirler
– Ben Kocaeli’den hareketle yola çıktığım için Orhan’dan yaklaşık 200 km fazla yol aldım ve 1.569 km sürüş gerçekleştirip 45.5 lt benzin harcadım. Buradan hesapla ortalama yakıt tüketimim 2,9 lt/100 km olarak gerçekleşti. Yüklü ve uzun yol sürüşü için çok güzel bir tüketim değeri 🙂
– Royal Enfield‘lar yine sorunsuz şekilde bizi taşıdılar. Yüklü olmalarına rağmen frenlemede, virajda, rampada trafiğin gerisinde kalmadan ilerlememizi sağladılar. Çok memnun kaldık.
– Geçen yıl Doğu seyahatimde aştığım Kemaliye-Çemişgezek rotasından sonra bu yılın favorisi Plovdiv-Smolyan diyeceğim. Çok keyifliydi.
– Bizim için “maceralı” olmadı, belki asıl hedeflerimiz tutmadı ancak iki kardeş güzel bir seyahat gerçekleştirdik, anılarımızda kıymetli günler olarak hatırlayacağız.
– Bu gezi scooter ile daha eğlenceli olabilir, bir sonraki tur için şimdiden planlamaya başladık bile.
Bulgaristan’da neler gördük?
– Binalaşmaya müsade edilmemiş ve amacı doğrultusunda verimli kullanılan tarım toprakları.
– Kirletilmemiş, kazılmamış dağlar, vadiler, ovalar.
– Bizden daha iyi trafik adabı.


Hoşçakalın, yolda olun. Yolda hayat var!
Orhan Ortaç – Ertuğrul Ortaç
23 Eylül 2026