Romanya ve Bulgaristan – V

Denize Doğru

23 Mayıs 2019 / Perşembe

Peki ama gece kim gelip göz kapaklarıma “eser miktarda” yapıştırıcı sürmüştü? Bildiğim kadarıyla ben yapmamıştım. O halde nasıl olmuştu? Yoksa hemen yan yataktaki Ertuğrul mu bu işi yapmıştı?

Sanmam.

Continue reading “Romanya ve Bulgaristan – V”

Romanya ve Bulgaristan – IV

DRUM INCHIS CIRCULATIEI PUBLICE

22 Mayıs 2019 / Çarşamba

Montumu giyiyorum. Kaskımla başımı buluşturup, eldivenlerimi de taktığım gibi motorun üzerindeyim. Ellerim titriyor, marş motoruna ilk hareketi vermesi için devreyi tamamlatacağım anahtarı kontak yuvasında çevirirken. İçimde, uzun süredir beklediği oyuncağı, babasının bu akşam getireceğini bilen çocuğun hisleri. Bir türlü geçmiyor zaman. Oysa daha vitese bile takmadım:) Oyuncağım iki saat uzağımda, gidip alsak ya bir an önce!

Continue reading “Romanya ve Bulgaristan – IV”

Romanya ve Bulgaristan – III

Yağmayın Yollarıma

21 Mayıs 2019 / Salı

Buram buram yanmış odun kokusu. Ama nasıl taze. İsle karışık. Varlığını unuttuğum eski bir dost gibi. Kalacağımız kampingi ararken, çocukluğuma dönüyorum bir an. Gözlerim tek tük yaşam olan bu dağ başında bir tabela bulmaya çalışırken, aklım çocukluğuma doğru bir yolculuğa çıkarmış beni, sürüklüyor derinlere.

Continue reading “Romanya ve Bulgaristan – III”

Romanya ve Bulgaristan – II

Dağlara Doğru

21 Mayıs 2019, Salı

Çok da uzaktan gelmeyen, ahenkle tekrar eden, metalik ve mekanik bir ses ile uyandım. Ancak beynimin “aç” komutu vermesine rağmen, dünün getirdiği yorgunluktan vücut itaat sistemim tümüyle çökmüş, tüm organlar ve geri kalan uzuvlar bağımsızlıklarını ilan etmişler adeta. Herkes kendi bildiğince davranıyor. Haliyle göz kapaklarım da bu furyanın başını çeken, azılı eylemciler olarak hala kapalı durumdalar.

Continue reading “Romanya ve Bulgaristan – II”

Romanya ve Bulgaristan – I

Ağabey, İstanbul’da mısın?

Akşam saat dokuz civarıydı, telefonu açıp birazdan “evet” diye cevaplayacak Ertuğrul’un numarasını tuşladığımda.

“Üsküdar’da buluşsak ya, Kavak motoruna bineriz. Hem biraz deniz havası alır, hem de laflarız, ne dersin?”

Continue reading “Romanya ve Bulgaristan – I”