Romanya ve Bulgaristan – IV

DRUM INCHIS CIRCULATIEI PUBLICE

22 Mayıs 2019 / Çarşamba

Montumu giyiyorum. Kaskımla başımı buluşturup, eldivenlerimi de taktığım gibi motorun üzerindeyim. Ellerim titriyor, marş motoruna ilk hareketi vermesi için devreyi tamamlatacağım anahtarı kontak yuvasında çevirirken. İçimde, uzun süredir beklediği oyuncağı, babasının bu akşam getireceğini bilen çocuğun hisleri. Bir türlü geçmiyor zaman. Oysa daha vitese bile takmadım:) Oyuncağım iki saat uzağımda, gidip alsak ya bir an önce!

Continue reading “Romanya ve Bulgaristan – IV”

Romanya ve Bulgaristan – III

Yağmayın Yollarıma

21 Mayıs 2019 / Salı

Buram buram yanmış odun kokusu. Ama nasıl taze. İsle karışık. Varlığını unuttuğum eski bir dost gibi. Kalacağımız kampingi ararken, çocukluğuma dönüyorum bir an. Gözlerim tek tük yaşam olan bu dağ başında bir tabela bulmaya çalışırken, aklım çocukluğuma doğru bir yolculuğa çıkarmış beni, sürüklüyor derinlere.

Continue reading “Romanya ve Bulgaristan – III”

Romanya ve Bulgaristan – II

Dağlara Doğru

21 Mayıs 2019, Salı

Çok da uzaktan gelmeyen, ahenkle tekrar eden, metalik ve mekanik bir ses ile uyandım. Ancak beynimin “aç” komutu vermesine rağmen, dünün getirdiği yorgunluktan vücut itaat sistemim tümüyle çökmüş, tüm organlar ve geri kalan uzuvlar bağımsızlıklarını ilan etmişler adeta. Herkes kendi bildiğince davranıyor. Haliyle göz kapaklarım da bu furyanın başını çeken, azılı eylemciler olarak hala kapalı durumdalar.

Continue reading “Romanya ve Bulgaristan – II”

Romanya ve Bulgaristan – I

Ağabey, İstanbul’da mısın?

Akşam saat dokuz civarıydı, telefonu açıp birazdan “evet” diye cevaplayacak Ertuğrul’un numarasını tuşladığımda.

“Üsküdar’da buluşsak ya, Kavak motoruna bineriz. Hem biraz deniz havası alır, hem de laflarız, ne dersin?”

Continue reading “Romanya ve Bulgaristan – I”

Pupa Yelken Ama İki Teker-II

İşte İtalya…

Hayattaki İlk idolüm Adriano Celentano’nun memleketidir benim için. İlk kez burada bulunuyorum ve ilginç bir şekilde heyecanlıyım. Çocukluğumdan bu yana İtalyan sanatçıları beğenerek dinlerim. Celentano çocukluğumdan bu yana hana sahnede. Tek kanal siyah-beyaz TRT zamanları, RAI televizyonundan (İtalya’dan Müzik) Rafaella Carra Show yayınlanırdı. Danslar müzik muhteşemdi. Mina’yı, Iva Zanichi’yi hala dinlerim.

Continue reading “Pupa Yelken Ama İki Teker-II”

Pupa Yelken Ama İki Teker-I

Ortaokul yıllarımda kaptan Sadun Boro‘nun “Pupa Yelken” isimli müthiş kitabını okumuştum. O günden sonra tüm hayatım boyunca “uzakları” merak ettim. Her fırsatta seyahat yapmaya gayret ettim. Nasıl olduğu çok önemli olmadı hiç. Konfor, kısa yollar, hatta güvenlik bile aramadığım dönemler oldu. Hedefim her daim uzaklar oldu. Yağmuruyla, sisiyle, güneşiyle, gecesiyle…

Continue reading “Pupa Yelken Ama İki Teker-I”

Yolda On Gün – II (Semadirek)

Bölüm 7 / Ahirette iman, dünyada mekân:

Feribota bindik. Gideceğimiz mesafe 27 deniz mili, bu da mevcut şatlarda iki saat yol demek. Deniz çalkantılı, açığa çıktıkça daha da çalkantılı olacağı kesin. O nedenle motorları bağlamak gerekiyor. Gemideki görevlilerle birlikte motorlarımızı gemi duvarındaki kancalara sicimlerle sabitliyoruz.

Continue reading “Yolda On Gün – II (Semadirek)”

Yolda On Gün – I (Halkidiki)

Başlarken…

İstanbul’dan yola çıkıp, ilk etabı dışında tamamen doğaçlama gerçekleşen bir seyahatten arta kalanlardır anlattığım. Yıllardır uzun süreli motor gezisi yapmak isteyip, türlü sebeplerden gerçekleşememiş, içimizde ukde kalmış bir heyecanın gerçekleşmesidir. Adeta Ayşecik’in Alpella’ya doyması gibi bir mutluluk barındırır içinde, daha net tanılamak gerekirse; kızgın kumlardan serin sulara atlamak gibidir bizim için. Continue reading “Yolda On Gün – I (Halkidiki)”

Ohrid

“İstek var, takat yok”.

Bu cümle sevgili Vespasever İbrahim Er’den kaldı bize. 1959 model de, gündelik GTS de kullanır. Kulakları çınlasın.

Bu sene yıllık izin için bir dolu yer var aklımda. Maksat her zaman göremediğim yerleri göreyim, gündelik ortamdan uzaklaşayım. Kısıtlı da olsa bütçemi hazırladım, hem zaten kamp yaparak ilerleyeceğim, yemeklerimi kendim yapacağım, biraz da tutumlu ilerlersem benzine, yani daha uzağa imkan olur. Şirketten aralıksız 12 iş günü izin de aldım, temiz iki hafta yol yapar. Buraya kadar güzel. Güzel de, daha önceki yıllara benzemiyor halimiz. Eskisi gibi neşeli değiliz toplum olarak. Haliyle ben de nasibimi almış bulunmaktayım. Keyifsizlik diz boyu.

Continue reading “Ohrid”

Alexandroupolis, Thassos, Kavala

Yoğun iş temposu sonunda nihayet 20-26 Temmuz tarihleri arasında yıllık iznimi kullanmak amacı ile 1 haftalık seyahat yaptım. Bir yandan görülesi o kadar yer varken bir yandan kamp sevgisi sebebi ile gidilebilecek yerler bir miktar kısıtlanıyor elbette. Kamp zengini en yakın bölge Yunanistan’da olduğundan rotayı batıya çevirdim. Araç olarak büyük tekerlekli bir scooter sizi tüm Avrupa kıtasında da istediğiniz her yere götürebilir.

Continue reading “Alexandroupolis, Thassos, Kavala”