Kafa…

Yola çıkarsın, biraz kendinle kalmak, biraz da kafandakilerden kaçmak için. Saat sabahın altısı belki de yedisidir. Ama her halükarda günün ilk ışıkları eşlik ediyordur sana. Hele sahil yoluna da çıktıysan bir şekilde, deniz kokusu sarar her yanını. Çekersin ciğerlerine burnunu daha da açarak, sanki depo edebilecekmişsin, sanki tüm havayı içine doldurabilecekmişsin gibi. Sonra, vapur önü buluşması. Kim ya da kimlerle gidilecekse, iskelede verilir ekseri randevular.

Continue reading “Kafa…”

Ohrid

“İstek var, takat yok”.

Bu cümle sevgili Vespasever İbrahim Er’den kaldı bize. 1959 model de, gündelik GTS de kullanır. Kulakları çınlasın.

Bu sene yıllık izin için bir dolu yer var aklımda. Maksat her zaman göremediğim yerleri göreyim, gündelik ortamdan uzaklaşayım. Kısıtlı da olsa bütçemi hazırladım, hem zaten kamp yaparak ilerleyeceğim, yemeklerimi kendim yapacağım, biraz da tutumlu ilerlersem benzine, yani daha uzağa imkan olur. Şirketten aralıksız 12 iş günü izin de aldım, temiz iki hafta yol yapar. Buraya kadar güzel. Güzel de, daha önceki yıllara benzemiyor halimiz. Eskisi gibi neşeli değiliz toplum olarak. Haliyle ben de nasibimi almış bulunmaktayım. Keyifsizlik diz boyu.

Continue reading “Ohrid”