Doğu Seyahati 2025

Niksar, Samsun, Kemaliye, Fırat, Ovacık, Munzur, Gevaş, Doğubayazıt, Kars…

Birkaç yıl öncesinden bu yana arzu ettiğim Doğu seyahatimi 2 – 12 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirme fırsatım oldu. Güzel bir rotayı, makul denecek hava şartlarında, Royal Enfield Classic 350 eşliğinde tamamladım. 

Geçtiğimiz Mayıs ayı sonunda Özgür Daldaban ve Orhan Ortaç ile birlikte yapmış olduğumuz Bulgaristan ve Romanya seyahati Royal Enfield kullandığım ilk uzun yolculuğumdu. Kamp malzemesi taşımadığımız için çanta sorunumuz olmamıştı ancak bu sefer durum faklı, kamplı seyahat için elimdeki mevcut çantalara sığmaya gayret ederek çok fazla malzeme yüklenmeden hazırlandım. 

Emektar çadırım, kamp ocağım, termosum, birkaç günlük çerez, çamaşır. Mesela bir yürüyüş ayakkabısı için yerim yoktu ve kimi yürüyüş günlerini motosiklet botları ile yaptığım için zorlandım. Eski 30 lt beyaz sosis çantama uyku tulumunu ve şişme matı, üstteki 45 lt rulo çantama da diğer ne varsa sığdırdım. Depo üstündeki çantam da yıllardır benimle hayli km yaptı, bu sefer de gelenek bozulmasın diye fotoğraf makinemi ve kamera aksesuarlarımı içine koydum.

Royal Enfield ile yolculukta beraberinde olması gereken çanta donanımları hakkında fikir ve tecrübelerimi yazımın sonunda paylaşacağım. 

Şimdi yola çıkma zamanıdır…

2 Temmuz 2025, Çarşamba

Hiç şaşmaz, bir ömür aynı heyecanı yaşadım, yani yol öncesi gece uyuyamadım. Sabah 09:00 gibi çıktım yola ve genelde pek tercih etmediğim E80 (TEM) otoyolunu hızlı ilerlemek için kullanmaya karar verdim. 

İlk dinlenme molasını Osmancık’ta verdim. En son Temmuz 2004 tarihinde buraya gelmiş ve kalmıştım. Aradan 21 yıl geçmesine rağmen Kızılırmak kıyısında önemli değişiklikler fark etmedim. Eskiden olduğu gibi yine derli toplu, temiz. 

Koyunbaba Köprüsü, Osmancık
Koyunbaba Köprüsü, Osmancık

Osmancık ilçe merkezinde Kızılırmak üzerinde bulunan Koyunbaba Köprüsü, II. Beyazıt zamanında inşa edilmiş ve 1489 yılından bu yana hizmet vermektedir. Uzunluğu 250 metre, genişliği 7,5 metre olan köprü dikdörtgen kesitli sarı kesme taşlardan yapılmıştır. Sivri kemerli 19 gözlüdür. Ancak bugün zamanla ırmak birikintileriyle dolması nedeniyle 15 gözü görülebilmektedir.

Merzifon yakınlarında başak tarlaları
Merzifon yakınlarında başak tarlaları

Osmancık molasından sonra Merzifon üzeri Samsun ayrımına kadar sürüşe devam edip, saat 18:00’de Samsun’a vardım. Günün rotası 641 km tuttu. Uzun yolculukların ilk gününü biraz randımansız yaşarım, kimi yerde soğuk, kimi yerde sıcak, yağmursuz, sakin bir gün oldu.

Samsun’un merkezinde Samsun Karavan Kamp tesisinde konakladım. Karavan ve çadır konaklama için çamaşır yıkama ve kurutma makinesine kadar gayet temiz hijyenik hizmetler sunmakta, aynı zamanda su sporları üzerine çeşitli imkanları var. Kent merkezinde olup da konaklamak isteyenlere tavsiye ederim.

Samsun Karavan Kamp
Bandırma Gemi, Belediye Evleri Mahallesi Doğupark sahil yolu, müze yanı, 55080 Canik
Telefon: 0530 232 29 49

Bandırma Gemi-Müze ve Millî Mücadele Açık Hava Müzesi’ne bakış

Sahilde sakin bir gece ile gün biter.

3 Temmuz 2025, Perşembe

Royal Enfield’ın Samsun servisinde (The Moto North) ikinci bakımı itinalı şekilde yapıldı, memnun kaldım. Bugünün rotası 205 km olacağı için öğlen saatlerinde yola çıktım, Ladik’te  yemek molası verdim. Biraz sorup soruşturunca Ladik Lezzet Lokantası‘nı (Bahşi mah. Mimar Sinan Sk. No:7) buldum. Çarşının tam ortasında, yolunuz düşerse lezzetli yemekler tadabilirsiniz. 

Taşova’da ayçiçek tarlaları, Amasya
Çamiçi’nden Niksar’a bakış

Çamiçi Yaylası’na ilk kez geldim, geçmişini bilmiyorum ancak tamamen yerleşime açılmış, bir ve iki katlı evler, asfalt sokaklar ile dolu gördüm. Kışın ne kadarında yaşam vardır bilemiyorum, “yayla” beklentimden dolayı daha sakin olmasını beklerdim. Fakat temiz bir yer, etrafta çöpler, gürültü kirliliği vs. fark etmedim. 

Burada Niksar Belediyesi tarafından işletilen kampta kaldım. Özenli şekilde yönetilmekte, rahat ettim, mola vermek ve birkaç gün dinlenmek için gayet uygun. 

Niksar Kamping
Yusufşah Mahallesi, Fatih Sultan Mehmet Cd. No:151, 60600 Niksar/TOKAT

4 Temmuz 2025, Cuma

Gece boyu yağan yağmur sabah yerini yoğun sise bıraktı. Islak vaziyette çadırımı toplayıp çantalarımı yerleştirdikten sonra yola çıkmadan kahvaltı yapabileceğim bir mekan aradım ve o saatte açık Esma Cafe‘yi buldum (Uğrak Restaurant’ın önü). Çökelek peynirinden gözlemesi ve çayı bana iyi geldi, ayıldım, karnım doydu. Sürüşe hazırım…


Rotam Suşehri, Rehahiye, İliç ve Kemaliye, toplam 320 km görünüyor. Hava puslu, gökyüzü gri bulutlar ile kaplı, anlaşılan ıslak ve keyifli yol günü bekliyor beni 🙂 

Kelkit Çayı, Yukarıkale mevkii, Koyulhisar

Koyulhisar (Mesudiye – Ordu) ayrımından biraz sonra sağ tarafta Kelkit Çayı muhteşem manzaralarda görünmeye başladı. Öğlen saatlerinde Refahiye‘de yemek molası verip dinlendim. Buraya kadar yoğun olmasa da yağmurlu ve serin geçti, sonrasında İliç yakınlarında hava kurudu.

İliç’den Fırat Nehri’ne bakış

Kimi yol inşaatları, kimi manzara izleme derken saat hayli ilerledi, hava soğudu.

Ve işte Kemaliye.

Yıllarca merak ettiğim yere nihayet varmanın heyecanı ile hemen birkaç fotoğraf çekiyorum. Fırat’ın üzerinde esen sert rüzgarı hissederek sakince etrafı seyrediyorum.

Gezginlerin yol notlarında anlattıkları yerdeyim, işte Kemaliyeliler Taş Yolu

Biraz vakit geçirip heyecanımı yendikten sonra iki gece kalacağım Yuva Köyü‘ndeki kamp tesisine geçiyorum. 


Eski okul binası “Kültür Evi ve Kütüphane” kullanımı amaçlı dönüştürülmüş, bahçesi de kamp alanı olarak hazırlanmış. Muhtar Nermin Ergin hanım tarafından yönetilen konaklama yeri Kemaliye merkezine sadece 3 km uzaklıkta küçük ve güzel bir işletme. 

Vadideki rüzgarın sesi ile gün biter, gece başlar…

5 Temmuz 2025, Cumartesi

Sabah ışıl ışıl. Fırat’ın üzerinden devamlı ve serin esinti hissediyorum. Gece boyu sesi ninni gibiydi, şimdi ise uyandıran, mis gibi kokuları ileten, saran… Hayatı getiren.

Ve bugün seyahat yok, sadece Kemaliye var.

Merkezinde bulunan ve pek çok ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz çarşısı ile yürüyüşüme başladım. İlk gözüme çarpan sokakların temizliği ve sadelik oldu. 

Hanımeli Konağı’nda Fırat’ı ve Karasu Vadisi’ni seyrederek kahvaltı yaptım, keyifliydi.

Kemaliye, Erzincan

Ardından Cumhuriyet caddesinden aşağı doğru yürümeye devam ettim. Etnoğrafya müzesi o gün kapalıydı, gezme şansım olmadı.

Munzur Dağlarının batısında kalan Karasu Vadisinde kurulu bölgenin tarihi M.Ö. iki bin yıllarına kadar uzanmakta, yani dört bin yıllık bir yerleşim yeri. Geçmişteki ismi “Eğin” Göktürk Türkçesi’nde ‘Cennet kadar güzel bahçe’ anlamındaymış. Eskiler ne kadar güzel betimlenmiş.

Karanlık Kanyona girdim, bir miktar Fırat’ın kıyısında heyecan veren uçurumlu toprak yolunda ilerledim. Çok derinlerine gitmedim, çünkü buraya yeniden gelmeliyim.

Beni derinden etkileyen yerleri tekrar ziyaret ettiğimde keşif duygusunu yeniden tadabilmek için her daim biraz eksik bırakırım. 

Bu seyahatimde zamanım kısıtlı olduğu için bölgeyi detaylı inceleyebilme şansım yok, lakin eşimle, dostlarımla Kemaliye’ye tekrar geleceğim.

Seyahatimin Kocaeli’den Kemaliye’ye kadar olan kısmının rotası (yaklaşık 1.170 km)
Gezimin bu bölümüne ait videosunu YouTube’dan izleyebilirsiniz.

6 Temmuz 2025, Pazar

Hava kuru ve esintili, parlak, mis gibi kokuyor. Muhteşem coğrafyada teker çevirmek için heyecanlanıyorum çünkü ilk durağım Başpınar Vali Recep Yazıcıoğlu Köprüsü olacak. 

Geçmişte ilgiyle takip ettiğim sayın valimizin bir emeği olan bu köprüyü hep merak etmişimdir.

Bir yandan serin ve nefis kokan esintiler, diğer yandan güneşin insanın içini ısıtan, enerji veren harika ışığı ile dik yamaçları takiben sık sık manzara molası veriyorum, ilerlemek zorunda olmama rağmen seyir keyfini ne kadar daha uzatabilirim telaşındayım.

Nihayet virajlı hoş bir inişin sonunda köprüye vardım.

Köprüdeki esinti çok şiddetliydi ve yüzümün her yerinde o temiz havayı hissetmeye, ciğerlerime çekmeye gayret ettim.

Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı köylerin Keban Barajı inşası sonrası Fırat’ı aşmak için sallarla ve feribotla, terör gölgesindeki yıllarda verdiği çileli mücadele, merhum Vali Recep Yazıcıoğlu’nun öncülüğünde devlet-millet iş birliğiyle inşa edilen Başpınar Köprüsü ile sona erdi. Zamanın yüksek maliyetlerine ve çetin şartlarına rağmen 1997 yılında tamamlanarak coşkulu bir törenle açılan ve emektar feribotu da emekliye ayıran bu yapıya, projenin fikir babası olan valinin anısına “Başpınar Vali Recep Yazıcıoğlu Köprüsü” adı verildi.

Yukarıda bir paragraf ile kısaca anlatmaya çalıştığım durum aslında çok uzun yıllara yayılan acı olaylar sürecini sonlandıran bir gelişmedir. 

Rotamın üzerindeki bu kısacık mola, güzel ülkemiz için emek harcamış kıymetli bir insana saygı duruşumdur.

Recep Yazıcıoğlu ( 1948 – 2003 )
Saygı ve özlemle…

Muhteşem güzelliklerde vadilerden, köprülerden ilerleyerek Çemişkezek istikametinde yola devam ediyorum.

Derin bir vadi inişi sonrasında Esence Çayı üzerinde bir köprüde mola veriyorum.

Esence Çayı
Derin vadiler içinden kıvrıla kıvrıla akan Esence Çayı üzerindeki köprü

Saatler acımasızca ilerliyordu ve manzara seyretmekten dolayı geceye kalmamak için Çemişgezek’te fazla oyalanmadım. Munzur Dağlarının eteklerinde hava serinlemeye başladı, çeşitli geçitleri aşarak makul bir saatde Ovacık yakınlarındaki bir kamp işletmesine vardım.

Munzur Irmağı kenarına çadırımı kurup biraz soluklandıktan sonra, hiç vakit kaybetmeden yaklaşık 14 km batıdaki su kaynaklarının bulunduğu yere doğru yola çıktım. 

Munzur’un yeryüzüne kaynadığı yer olan ve Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içindeki bu su çıkışlarına “göze” denilmekte. 

Muhtemelen hafta sonu olması sebebiyle gözelerde çok yoğun ziyaretçi akını vardı. Mümkün olduğunca yürüyerek etrafı dolaştım, akşam üzerinin yatay ışığında harika fotoğraflar çektim.

Gözelerinden yeni kaynamış Munzur Irmağı

Ovacık ve etrafındaki güzellikleri daha detaylı gezmek, görmek, anlamak için tekrar gelmeyi not ettim. 

Kampa dönünce bir başka sürprizle karşılaştım; etraftaki diğer misafirler bana çay, börek ve tatlı ikram ettiler. Sonrasında akşam kurdukları sofrada beni de aralarına alıp sohbetlerine ortak ederek kendimi evimde gibi hissettirdiler.

Yollarda pek çok güzelliklerle karşılaşmışımdır ancak bu yaşadığım, günün yorgunluğu ve hazzı ile birleşince benim için paha biçilemez oldu. Belki de hiç bir zaman karşılaşmayacağım o insanlara buradan teşekkür ediyorum.

Gün huzurla biter, nehir kıyısında mehtaplı gece başlar.

7 Temmuz 2025, Pazartesi

Nehir kıyısında geçirdiğim gece kaliteli bir uyku ile beni dinlendirdi. Yola çıkmaya hazırım. 

Günün rotası Tunceli, Bingöl, Muş ve Tatvan.

Sakince çadırımı ve eşyalarımı topladım, 3 km ötedeki Ovacık’ta kahvaltı yapmak için yola çıktım. Sabah erken açmış bir lokanta buldum, tertemiz bir mutfağında hazırlanmış enfes yiyecekleri beni tüm gün sürecek yeni yolara hazırladı.

Bir hanım tarafından işletilen mekanın duvarlarındaki süslemeler dikkatimi çekti. Ovacıkta hizmet veren kafe ve lokantalarda kitap köşeleri de bulunmakta.

Eşimin bir baharat siparişi için Tunceli’nin içine girdim, adres ararken epey sokaklarını da dolaşmış oldum. Etrafı temiz, sakin bir kent olarak hafızama yazdım.

Tunceli’nin öncesi – sonrası bu manzara ile seyehat etmek insana iyi geliyor.

İlerleyen saatlerde dağlık bölgenin dışına çıkınca şiddetli rüzgar ile yorulmaya başladım. Özellikle Bingöl – Muş arası çok hırpalandım. Esas planım Gevaş’a varmak olsa da Tatvan’da bir otelde kalıp sıcak banyolu yataklı bir gece ile dinlendim. Bölgede her zaman olmadığını öğrendiğim bu fırtına seviyesindeki rüzgar bana rastladı. 

Van Gölü kıyısındaki Tatvan’a ilk kez geldim ve ülkemizin pek çok yerinde karşılaştığımız sıradan kentleşmeyi gördüm. Göl kıyısındaki yürüyüş yolu ve etrafındaki kafeler, restoranlar sosyalleşme mekanları güzeldi. 

8 Temmuz 2025, Salı

Bugün yolum kısa, Gevaş’a gideceğim. Buraya ondokuz yıl önce, 11 Ağustos 2006 tarihinde gelmişim, neler değişmiş merak ediyorum. İlk fark ettiğim Van Gölü kıyısındaki yol genişlemiş, sahilde konaklama mekanları ve plajlar fark ettim. 

Konaklama için Aktamar Özgür Camping işletmesini tercih ettim. Bildiğim ve tanıdığım bir yer değildi, internet üzerinden buldum. Yerleştikten sonra Van Gölü’nde yüzmek keyifli oldu. 

Van Gölü ve Aktamar Adası 

Akşama doğru yemek hazırlıkları yapacağım esnada işletme sahibini kızı tepsi ile yemek getirdi, “tek başınıza yoldasınız diye babam yolladı, afiyet olsun” dedi.

Bazen Batı ile Doğu’nun farkı bu kadar net yaşanabiliyor…

Mekanda rahat ettim, tavsiye ederim, yolu düşecekler için adresi şöyle;

Aktamar Özgür Camping
Pınarbaşı Mahallesi, Kızılay Kampı Bitişiği, Akdamar Adası Karşısı, 65700 Gevaş/Van

Aktamar Adası ve arkasındaki Süphan Dağı manzarasında gün biter.

9 Temmuz 2025, Çarşamba

Bugün istikametim Van, Muradiye, Çaldıran üzeri Doğubayazıt.

Van’ın şehir merkezine girmediğim halde kalabalık oto yolu yorucuydu. Evvelce uğradım için Muradiye’de durmadım. Çaldıran’da kısa bir yemek ve kahve molası iyi geldi. 

Bu günün en keyifli kısmı sanırım Tendürek Geçidi diyebilirim. Temmuz ayında olmama rağmen soğukdan dolayı içime kıyafet eklemek zorunda kaldım. Mis gibi dağ havasını içime çekerek tadını çıkarttım.

Akşama doğru nihayet Doğubayazıt’a vardım. Konaklama mekanım Ark Hostel.

Ark Hostel, Ağrı Dağı‘na tırmananlar veya İran, Nepal gibi doğu ülkelerine seyahat edenler için hazırlanmış, tam teşekküllü bir tesis. Bisikletle, motosikletle, karavanla Avrupa ülkelerinden gelmiş misafirleri vardı. Akşam yemeğimi kendim rahatça hazırlayabileceğim tertemiz mutfağı ve o yemeğimi Ağrı Dağı’nı izleyerek zamanımı geçirebileceğim güzel bir terası vardı. Küçük bir odada kaldım rahattı. Sabah kahvaltısı için buzdolabına hazırlanmış yiyeceklerin organizasyonuna gıpta ettim. Her yerde bulunacak bir düzen değildi.

Rahat ettim, yolu Doğubayazıt’a düşecek olanlara tavsiye ederim;

Ark Hostel Camping and Caravanning
Sarıgül Mahallesi Ş.J.UZ.ÇVŞ. Göksel Koç Caddesi No: 18
Doğubayazıt/Ağrı

https://www.thearkhostel.com

10 Temmuz 2025, Perşembe

Bugün yolculuğumun en uzak noktası olan Kars’a geçiyorum. Genele kış fotoğraflarını gördüğüm bu şehrin Temmuz ayında nasıl olacağını merak ediyorum açıkçası.

Bir yakınım vasıtasıyla D.S.İ.’nin misafirhanesinde konaklama fırsatım oldu.  Erken vardığım için merkezini ve çarşılarını yürüyerek dolaştım.

Kars

11 Temmuz 2025, Cuma

Kars’da birkaç gün kalıp, başta Ani Harabeleri olmak üzere birden fazla müzeyi ziyaret etmeyi planlamıştım ancak özel bir nedenden ötürü dönüşe geçmem gerekti. Burayı bir başka sefere bırakarak hızlıca rotamı planladım ve öğlenden önce yola çıktım.

Tempolu bir sürüşle akşam Niksar’da ki Çamiçi Yaylası’na vardım.

Atlas (Royal Enfield Classic 350)

12 Temmuz 2025, Cumartesi

Sabah çok erken bir saatte çadırımı toplayıp Kocaeli’ye doğru yola çıktım. Bolu’ya kadar zaman zaman çok sıcak saatler geçse de sonrasında yağmurlu serin havada ilerledim, evime, eşime salimen ulaştım.

Motosikletim Atlas’la birlikte anılarımda özel yeri olacak konforlu, güvenli, keyifli bir seyahat gerçekleştirmiş oldum.

Doğu’da görülecek çok yer var, uzun yolda motosiklet sürmeyi seven gezginlere tavsiye ediyorum.

Özet olarak

Kısıtlı zaman aralığında gerçekleştirdiğim seyahatimde şu üç yeri asla unutmayacağım;

– Kemaliye ve civarı

– Kemaliye-Çemişgezek rotası (coğrafya öğretmeni arkadaşım Adem Yıldırım‘ın tavsiyesidir, kendisine teşekkür ediyorum).

– Ovacık ve civarı

Ne kadar zaman sonra yeniden buraları görebilirim bilemiyorum ama doyamadım, ilk fırsatta yeniden görmek, tekerimi çevirmek istiyorum. 

Yolculuğumun toplam rotası

Royal Enfield Classic350 ile yolculuk hakkında detaylar

Seyahatim 3.712 km sürdü ve toplam 107 lt yakıt tükettim, ortalaması 2.9 lt/100km yapıyor. Gayet ideal.

Yaklaşık 20 kg yük vardı, Kars’tan itibaren dönüş rotasında yer yer 36-38 derece sıcaklıkları yaşadım. Aşırı sıcakta motorun performansı bir miktar azalmakta. Gün içinde bu sıcağa rağmen 700 km den fazla yol alma şansım oldu.

Süspansiyon oranları çok disiplinli, toprakta, bozuk asfaltta, yol tutuş sorunu yaşatmadı.

Lastiklerim Anlas Capra R. Memnun kaldım, geçmişte XT660Z Ténéré’de ve YBR 125’de kullanmıştım, sanki bir miktar güncellenmiş hissettim. Yağış, toprak, asfalt… Gayet iyi iş çıkarttı.

İnip binme kolaylığı için yükü arka yan çantalara yerleştirmek gerek. Bu kısım benim için önemli.

Titreşim yok.

Frenler iyi ölçekleniyor, ısınmıyor, performanslarından memnun kaldım.

Hava ne kadar sıcak olsa da blok ısısı bacaklara ve kasıklara gelmiyor. Örneğin Tatvan’da çok yoğun trafiğe girdim, motorun ısısı yükseldi ancak davranışlarında değişikli olmadı, kot malzemenden imal edilmiş motosiklet pantolonu giymiş olmama rağmen bacaklarımda hiç yanma olmadı.

Teşekkürler Atlas, harika bir geziydi.

Sevgiyle yolda olun. Yolda hayat var!

Ertuğrul Ortaç
17 Ocak 2026

“Doğu Seyahati 2025” için 2 yorum

  1. Selamlar Ertuğrul Abi, Doğu rotaları her gittiğimde beni şaşırtmış ve hayran bırakmıştır. geçtiğiniz bazı yerleri bende geçtim hatta aynı noktalarda durup fotoğraf çektim. Tüm kamp yerleriniz çok güzeldi. Dek gelirim diye not ediyorum. Gezi notlarınızı okuyunca sert rüzgarları, ince havayı, heybetli dağları, inip çıkan yolları anımsadım. Teşekkür ederim

Bir Cevap Yazın