Royal Enfield Classic 350 (Reborn)

1901 yılında İngiltere’de kurulmuş, 1955’den bu yana Hindistan’da yaşamaya devam eden, yani 125 senedir motosiklet sektöründe var olan, geçmişine çok sadık bir marka, Royal Enfield.

Ve onun geleneksel modeli Classic 350‘nin güncellenmiş “Reborn” modeli…

Nedir, ne değildir…

Burada rahmetli Tolga ağabeyi (Motorium) anmadan yazıma başlamak istemiyorum. 2008-2009 belki de 2010 yılıydı, bu markayı internet üzerinden keşfetmiştim. O zamanlar hemen her Cumartesi günü “Şehir Klubü” olarak adlandırdığım Motorium mağazasında arkadaşlarımızla buluşurduk. Bir gün Royal Enfield konusunu kendisine açtım. Tolga ağabey 80’li yıllarda dört adet Türkiye’ye gelip, sonrasında yeterince ilgi çekmediği için satışına devam edilmediğinden bahsetmişti. Hatta şayet yanlış hatırlamıyorsam bir tanesini bizzat bir pilot müşterisine teslim ettiğini anlatmıştı.

Gel zaman git zaman 2016 yılında bir firma kısıtlı miktarda Classic 500 ve Himalayan 400 modellerinden ithalat yaptı, ben ve Tolga ağabey gidip inceledik, test ettik, çok heyecanlandık. Sonrasında 29 Haziran 2018 tarihinde kaleme aldığı Himalayan test yazısına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz;

Royal Enfield Himalayan FI

Tolga Büyüköner (Motosikletçi), 7 Eylül 2017 (Sevgiyle, saygıyla, özlemle anıyoruz)

Kendim için Classic 500 serisinden bir adet satın almayı çok istememe rağmen, markanın Türkiye piyasasında oluşacak reaksiyonu ve satış sonrası desteğini görmek için beklemeye karar verdim, hayaller kurdum.

Fakat ne yazık ki o dönem beklenen satış adetlerine ulaşamadı çünkü Royal Enfield’ın bugünkü 650cc çift silindirli modelleri yoktu, ürün gamı dardı, mevcut seriler de aşırı titreşimliydiler. Açıkçası o yıllarda Türkiye motosiklet sektörü ile Royal Enfield birbirine pek de uyumlu değildi.

Royal Enfield Classic 500 (Lagoon Blue), 2016

Zaman geçti, Royal Enfield yeni motor üniteleri ve yeni motosiklet modelleri geliştirdi, günümüz müşterisinin beklentilerini karşılar hale geldi. Artık güncellenmiş motor bloklarına (350cc, 450cc, 650cc) sahip Classic ve Bullet serisi yanında HunterMeteorGoanGuerillaShotgun, yeni Himalayan gibi yepyeni şık, cezbedici ürünler ortaya çıktı.

Şu detayı da eklemek isterim; “Classic” serisinin temeli 1932 de tasarlanıp piyasaya çıkan ve 1948 den bu yana kesintisiz üretilen “Bullet” dir. Yani Bullet muhtemelen tarihin en uzun süre üretilen motosiklet modeli olabilir. “Classic” serisi ise Bullet’in 2009 yılında modernize edilmiş halidir.

Ve 2023 yılında ülkemizden bir firma bu markanın ithalatını-satışını üstlendi. Çok da iyi oldu.

O dönemde kardeşim Orhan Ortaç ve ben, son kullandığımız motosiklet olan Bajaj Dominar 250 UG den sonra yeni bir arayışa girmiştik. İlk önce Bajaj’ın daha kıvrak modeli Bajaj Pulsar NS200 UG2‘ye baktık, açıkçası kırmızısına hayli meylettik. Uzun yıllardır Türkiye’de imal edilen Pulsar yenilenmiş haliyle güzel bir ürün, beğeniyoruz.

Lakin biraz daha ağır, uzun yola uygun, birkaç yıl sonra sıkılıp değiştirmek istemeyeceğimiz, “hikayesi olan” bir motosiklet peşindeyiz. Honda, KTM, Bajaj, Hero, SYM… Aylarca baktık durduk. Yüzlerce inceleme videoları, onun burası, bunun şurası, konuşmalar, sohbetler, yazışmalar…

Olurdu, olmazdı, türlü nazlanmalar, kaşınmalar neticesinde Royal Enfield’ın Classic 350 Reborn modelinde karar kıldık nihayet

Artık geceleri rahat uyuyoruz 🙂

Royal Enfield Classic 350 Reborn (2024) Halcyon Black
9 Mart 2025, Sevindikli, Kocaeli

Şimdi, gelelim girişteki soruyu kendimizce cevaplamaya, bu motosikletler nedir, ne değildir?

Tasarım

Mesela “retro” bir tasarım değildir, çizgileri kendine hastır. Üretimi 1948’den bu yana küçük dokunuşlar ve güncellemeler ile süren, “kült” bir motosiklettir. Yani “işin aslıdır“.

Amaç

Hindistan’ın ve o coğrafyanın zorlu yollarında, yüksek rakımlı yerlerinde ulaşımı sağlamak, yük taşımak, getirmek, götürmek, sorun çıkartmamak. Bu nedenle sağlamlığı ön planda tutularak tasarlanmış, temelde bir “commuter” dır. 

Yanına sepet takıp eşiniz, çocuğunuz, köpeğiniz ile birlikte sürebilirsiniz, tek başınıza çok uzun seyahatler yapabilirsiniz, arkaya romörk takıp çiftliğinizde kullanabilirsiniz, arka seleyi çıkartıp bir cafe önünde sosyalleşmeler yaşayabilirsiniz. Nepal de kiralayıp dağları, Moğolistan da uçsuz bucaksız otlakları, yayları gezebilirsiniz. Yani “çok amaçlıdır“.

Yukarıda anlattığım bazı sürüş unsurları Bullet ve Classic için geçerlidir. Şayet daha hızlı, kıvrak sürüş yapmak isterseniz Hunter, Guerilla veya endurance maksatlı yoldan çıkmak için Himalayan gibi modelleri de vardır. Bunlar konumuzun dışında.

Nepal’den…

Boya İşçiliği, Renkler

El becerisine de dayanan harika bir boya işçiliği vardır. Üstelik günümüz dünyasının karanlık ve tekdüze renkleri yerine cesurca, insanın içini ısıtan ışıl ışıl Hindistan renkleriyle sunulmakta.

Motor

Tek silindirli, 349cc, titreşimsiz diyebileceğim hava soğutmalı basit yapıdaki motoru görsel olarak hayli iri.

6100 d/d da 20.2 hp güç ve 4000 d/d da 27 nm tork kuvveti size akselerasyon heyecanı yaşatmaktan uzak olsa da hoş bir akıcılık sunuyor, sık vites değiştirmek zorunda kalmıyorsunuz. Ulaşabileceğiniz son hız 125-130 km/s civarı.

7.400 km’dir kullanıyorum ve ortalama  2.9 lt/100 km yakıt tüketti. Bu tarafı insanı gülümsetiyor.

Şanzıman

Kolay çalışıyor, sorunsuz ama vites geçişleri biraz hissiz. Sebebi Hindistan’da bu araçların terlikle bile kullanılması. Daha kemikli olmasını isterdim.

Frenler

Yüklü olduğunda dahi kolay ölçeklenen, ısırma hissiyatı iyi fren tertibatına sahip. Önde ve arkada ABS ile desteklenmiş, sistem doğru yerde devreye girmekte. Gayet güzel.

Süspansiyon

Önde ayarsız düz maşa, arkada 5 kademeli ve kolay ayarlanır ikiz amortisörler yerleştirilmiş. “Orta sert” olarak ayarlanmış, “çok disiplinli” diyebilirim. Toprakta, bozuk satıhta, asfaltta, virajda yol tutuş sorunu yaşatmadı. 

Jantlar ve Lastikler

Telli krom kaplama çelik jantlar ile donatılmış. Bazı modellerinde alüminyum alaşımlı “tubeless” seçenekleri de var.

Stok lastikleri nylon oranı fazla bir modeldi, markasını not etmemişim. Anlas’ın Capra R modeli ile değiştirdim. Geçmişte Yamaha XT660Z Ténéré ve YBR 125 motosikletlerimde kullanmıştım, sanki bir miktar güncellenmiş hissettim. Yağış, toprak, asfalt… Gayet iyi iş çıkarttı.

Aydınlatma

Tüm aydınlatma flamanlı ampuller (Halgoen) ile yapılmış, LED yok. Her ne kadar günümüz çağına aykırı gelse de bu benim çok arzu ettiğim unsurdu, sebebi gözlerimin o sıcak ışık rengine alışık olmasından kaynaklanır. Çocukluğumda babamızın kullandığı Volkswagen otomobilin standart ampulleri halogen bile değildi, H4 ler sonradan takılmıştı. Ben o devirden geliyorum 🙂 

2025 ve 2026 modellerinde LED ürünleri donatılmış vaziyette, kimi sürücü için tercih nedeni olabilir.

Not: 1971 yılında HELLA, bugün hala araçlarda kullanılan ilk H4 ampulleri piyasaya sürmüştü.

Aynalar, manetler, gösterge paneli

İnce detaylar ile tasarlanmışlar, aynaların ve manetlerin ölçüleri çok ideal. 

Geleneksel ve basit yapıda bir gösterge paneli var. Analog hız ibresi ve içinde km, trip, benzin miktarı ve zaman saatini görebileceğiniz digital yapı birlikteler.

İnönü Yaylası, Kocaeli (18 Haziran 2025)

Sele konforu

Orta sert, rahat, uzun yolda sıkıntı vermiyor.

Egzost

Bir “bobber” değil, daha makul seviyede tok sesi var, jantları gibi kromla kaplı. (Bazı renk kombinasyonlarında egzost siyahtır).

Özetle neden Royal Enfield?

Sağlamdır, uzun ömürlüdür.

Malzeme kalitesi yüksektir.

Kendine has sürüş keyfi vardır çünkü bu tür motosikletlerde beygir gücü değil, tork kuvveti konuşur. 

Bir forumda şu sözü okumuştum, “it’s not plastic, it’s classic“. Git gide plastikleşen hafifleyen günümüz motosikletlerinin karşısında duruş sergileyen nadir bir modeldir. Bu noktaya saygı duyuyorum.

Kişiselleştirmeye uygun yapısı vardır. Biz kendi aksesuar katoloğundan motor koruma demiri ve ön cam ekledik. Ayrıca SW-Motech, Hepco&Becker, Givi, Shad gibi büyük firmaların birçok aksesuarı bulunmaktadır.

6 Temmuz 2025, Ovacık, Tunceli

Tolga ağabeyin Triumph Boneville gibi, Moto Guzzi V7 gibi 1930 lu yıllardan gelen yenilenmiş “retro” modeller için bir notu vardı, bize bunu zaman zaman hatırlatırdı; “bu geometri motosikletler güçlerine göre gider, gittiği gibi dönmez ve durmaz, toleranslı sürmek gerek” derdi. Yani geleneksel çıplak motosikletlerin zamanla aşırı güçlendirilmesini tasvip etmezdi ancak Royal Enfield’ın güç dengesini beğenirdi. Evet geçen zaman içinde bu tür araçların şasi geometrileri, fren sistemleri ne kadar geliştirilse de bir Honda Hornet gibi, Yamaha Tracer gibi viraj almasını beklemek doğru değil. Adeta küçük bir Harley&Davidson gibi davranır.

Kısaca biz ürünü tanıyoruz, uzun yıllar kullanmak amacıyla bilerek anlayarak satın aldık, severek sürüyoruz. İhtiyaçları bizim gibi olanlara tavsiye edebileceğimiz zarif bir motosiklettir.

Hoşça kalın, yolda olun. Yolda hayat var!

Ertuğrul Ortaç
23 Ocak 2026

Video;
31 Mayıs – 6 Haziran tarihleri arasında yaptığımız ilk uzun yolculuğun videosu;
Bulgaristan ve Romanya 2025 (Plovdiv, Craiova, Obzor)

Kaynaklar;

royalenfield.com/in/en/our-world/since-1901/
https://en.wikipedia.org/wiki/Royal_Enfield
https://www.royalenfield.org.uk/royal-enfield-timeline/

“Royal Enfield Classic 350 (Reborn)” için 2 yorum

  1. Göze ve gönle hoş gelen tasarım dili, malzeme yapısı ile agir sanayi ama buna rağmen yumuşak sürüşe imkan sağlayan blok ve şanziman yapısı var. Üstelik Farklı yol şartlarında sürülebiliyor. Ben Royal Clasic modelinin yollara ve yolculuklara çok yakıştığını düşünüyorum. Detaylı bilgilendirme için teşekkürler.

Adem Yıldırım için bir cevap yazın Cevabı iptal et