Nasıl Düştüm Ben Bu Yola – I

Ekim ayının ortaları. Yoğun iş temposu biraz olsun rahat vermiş, üstelik daha da iyisi okul bitmiş. Sınavlardan, hocalardan, bitirme tezinden uzak, kuşlar kadar olmasa bile, epeyce “Özgür” bir ruh halindeyim. Tabii bu kadar Özgür’lüğün bünyede ters tepkiye yol açması da pek sürpriz olmadı aslında.

“Nasıl Düştüm Ben Bu Yola – I” okumaya devam et

Kırmızı Vespa’ya Sadakat – II

Haydi hayırlısı diyor ve restorasyona başlıyorum.

Zaman zaman yedek parça satın aldım. Hatta bu işlem 1 yıl sürdü diyebilirim. Satın aldığım malzemelerin listesi şu şekildedir;

“Kırmızı Vespa’ya Sadakat – II” okumaya devam et

Ilgaz, Kastamonu, Bartın

Sıkıntıların anısıdır adeta, aşağıdaki notlar, aşılan kilometreler.

Bir şekilde çıkıldı yola. Her ne kadar geçilen yerler güzel olsa da, ne yazık ki bu yolculuğu hatırlamakta zorlandım. Hiç bir yere çıkamayan, büklüm büklüm, sonsuz virajların fırlatıp attığı, ulaştığımız yeri hayretler içinde karşılamak zorunda kaldığımızdır. O sebeple beş yıldır yazılmamıştı yol notları!

“Ilgaz, Kastamonu, Bartın” okumaya devam et

Güzelliği Feda Edilen Kent: İzmit

Rivayet odur ki: Amazon Kraliçesi güzel Olbya, kendi kadar güzel olan Marmara Denizi’nin İzmit sahiline gelir. Sarayını bu parlak denizin dibine kuran Poseidon kraliçeye aşık olur ve onu zorla kendine kadın yapar. Bu birleşmeden Astakos adında bir çocuk dünyaya gelir. Yarı tanrı olan Astakos, kendi adını verdiği bir kent (Atsak-İzmit) kurar.

“Güzelliği Feda Edilen Kent: İzmit” okumaya devam et