Ana Sayfa

dscf0431Samothrace (Semadirek). Yakında…


Yeni Sölöz

17 Ocak’da Özgür ve Orhan ile yaptığımız (Kar Buz, Yoldayız Biz) gezide Sölöz’den geçmiştik ancak buraya çok yakın mesafedeki “Yeni Sölöz”‘e uğramayıp, not almıştık. İşte bugünü değerlendirmenin güzel yolu dedim.

Yazının devamı için tıklayınız.


Darlık

Geçen haftalardaki yoğun kar yağışından sonra bugün İstanbul’da kısmen kuru bir hava var. Üstelik hava tahminleri yarından sonra yeniden kar yağışından bahsediyor. Fırsat bu, Kiraz ile Tuzla’dan Darlık, Ulupelit ve Ömerli yollarında turladık.

Yazının devamı için tıklayınız.


Kar Buz, Yoldayız Biz

Bugün hem Orhan tecrübe kazansın, hem de temiz hava koklayalım, uzakları görelim diye çıktk yola. Hava muhalefeti bu sene tüm Türkiye’de sert geçiyor, Bolu, Taraklı, Göynük, veya Domaniç, Bilecik, Kütahya bölelerine günü birlik inemiyoruz. Haliyle en yakın nefes alınacak ortam Orhangazi diye düşündük.

Yazının devamı için tıklayınız.


Ohrid

100_3246

Sabah Maltepe’de çantaları yerleştirip yola çıkıyoruz. İki makine, üç kişi. İlk mola İpsala’da Gölbaşı Restaurant. Satır et hazırladılar, çok memnun kaldık. Ortam da sessiz, sakin. Hududa 30 dk mesafede olduğumuzdan ve ilk durağımız Dedeağaç’a yaklaşık 50 km uzakta bulunmamızdan dolayı acele etmedik, yemekten sonra birkaç saat de dinlendik.

Yazının devamı için tıklayınız.


Ozgur-1Ekim ayının ortaları. Yoğun iş temposu biraz olsun rahat vermiş, üstelik daha da iyisi okul bitmiş. Sınavlardan, hocalardan, bitirme tezinden uzak, kuşlar kadar olmasa bile, epeyce “Özgür” bir ruh halindeyim. Tabii bu kadar Özgür’lüğün bünyede ters tepkiye yol açması da pek sürpriz olmadı aslında.

Yazının devamı için tıklayınız.


Cumhuriyet Bayramı’nda Tunçbilek, Domaniç

100_3617

Öylesine sıkıntılı karışık günler geçiriyoruz ki, bunaldık, sabah erkenden yola çıkalım dedik, ama ne yazık ki plan dışı olarak Özgür önce çalışmak zorunda kaldı. Belki bir gün, ileride, bunların sebeplerini anlatabileceğimiz günler gelir, umuyoruz.

Yazının devamı için tıklayınız.


Özgür Olmak

P1180875

Bitmek bilmeyen yoğunluk silsilesi içinde bir haftayı daha devirmek üzereydik. Günlerden Cuma. Geçen hafta mıydı, yoksa bir önceki hafta mıydı en son eve gidip, garajdaki motorumu aküsü bitmesin diye çalıştırdığımda, bilemedim. Zaman öyle hızlı ve öyle boğucu geçiyordu ki, günler, haftalar karışmaya başlamıştı artık. Ama hatırlamam lazımdı. En az on beş günde bir çalıştırmazsam, hem kendime, hem de motoruma ihanet ettiğimi hissediyordum.

Yazının devamı için tıklayınız.